Yabancının da sabrı azaldı

Posted by

Hisselerde elde tutma süresi yerli yatırımcıda ortalama 42 gün ,yabancılarda 212 gün. Al-sat ile kısa süreli kazanç kovalayanlar fırsatları kaçırıyor.

Yabancının da sabrı azaldı
Hisse senedi yatırımcısı için en büyük handikap günübirlik kazancın peşinden koşarken önemli fırsatları kaçırmak. Yüksek işlem hacmi, artan gün içi fiyat marjları yatırımcıların iştahını kabartsa da sabırlı yatırımcılar, al-sat yapanlara göre daha kazançlı çıkıyor.

Borsa İstanbul 15 Mayıs itibariyle yılbaşından bu yana yüzde 27,51 değer kazandı ve bu süre içinde global bazda en fazla kazandıran borsa oldu. Endeks her defasında bir önceki ayın üzerine çıkarken al-sat yaparak kazanç elde etmeye çalışanlara fırsat vermedi. Uzun süredir birikimini borsada değerlendiren Murat Soner “Hedefler günübirlik olmamalı” diyor. Soner, “Hepimiz al sat yapıyoruz ama paramızın yüzde 10-20’lik kısmıyla” diyerek bakış açısını veriyor.

Portföy yöneticileri ise ekonomik ve sosyal olayların etkilerinin takip edilerek dinamik portföyler oluşturulabileceğini, fakat burada değer odaklı yaklaşımın önemli olduğuna dikkat çekiyorlar. Onlar şirketlerin büyüme potansiyeli, rekabet gücü ve dahil olduğu sektör içindeki payı gibi hususları dikkate alarak, likiditesi yüksek hisseleri öneriyor. Ana hedef ise yatırımcılara orta ve uzun vadede BIST-100 endeksinin üzerinde getiri sağlayabilmek. Zaten istatistikler de kısa süreli işlemlerle kazanç elde etmeye çalışanların durumunun hiç de iç açıcı olmadığını söylüyor. Gün içi elde edilen kazançla satılan hissenin kaçırılması ya da daha yüksek maliyetle tekrar alınması söz konusu oluyor. Bu da küçük balıkla uğraşırken büyük balığın kaçması anlamına geliyor. Halihazırda yerli yatırımcıların hisse senetlerini elde tutma süresi ortalama 42 gün. Yabancı yatırımcı ise ortalama 212 gün elde tutuyor. İstatistiksel olarak yabancılar yıl başından bu yana pozisyonlarını korurken yerliler de her defasında al-sat işlemlerinde bulundu. Aynı süre içinde 347 hisse senedi değer kazandı.

Bunlardan 170 tanesi ise BIST 100 Endeksi’nin üzerinde kazandırdı. Fiyat dalgalanmalarının yaşandığı sırada kısa günün kârını görenler satarken beraberinde büyük çıkışı da kaçırmış oldu. Geri dönüp alanlar ise bu defa maliyet artırmak zorunda kaldı.

Araştırmalar yatırımcıların riskten kaçınma yönündeki eğilimlerine rağmen uygulamada farklı bir davranış sergilediklerini söylüyor. Bunun temel nedeni duygusal yaklaşımların öne çıkması. Yatırımcının hisleriyle hareket etmesi her an almaya ya da satmaya yöneltirken elde tutma süresini kısaltıyor. Bu da birikimlerinin sınırlı kalmasına ya da erimesine neden oluyor. Borsada hisse senetlerinin yüzde 64,73’ünü elinde bulunduran yabancıların portföy hareketlerine bakıldığında yerli yatırımcılara göre daha istikrarlı oldukları görülüyor.

Piyasada yaşanan ani iniş çıkışlara rağmen sükunetlerini korumasını biliyor ve önceden yaptıkları değerlendirmeler çerçevesinde bekliyorlar. Yerli yatırımcı ise daha heyecanlı ve daha fazla işlemde bulunurken hisseyi elde tutma süresini de kısaltıyor.

Gerek gelişen teknoloji ile artan algoritmik işlemler, gerekse sürekli değişim ve gelişim halinde olan piyasalar dinamik bir portföy yapısını şüphesiz zorunlu kılıyor. Ancak bunun anlamı al-sat işlemlere yönelmek olmamalı. Aksine mali yapısı güçlü ve istikrarlı şekilde gelir ve kârlılığını artırabilen firmaların portföye alınması, değerleme kıstasının dışına çıkanların ise portföyden çıkarılması, daha atak fakat düşük riskle kazanç potansiyelini artırabilecektir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*